İlahiyat Fakültesi

Dekanın Mesajı

İslam ilim tarihi, yalnızca bilgilerin kronolojik biçimde biriktiği ardışık bir süreç değil, aynı zamanda insanlığın hakikati anlama çabası etrafında şekillenmiş çok katmanlı bir düşünce sistematiğidir. Bu yapısal bütünlük, tarih boyunca farklı kültürel zeminlerde ve değişen toplumsal-siyasal şartlar içinde varlık göstererek, süreklilik, yeniden üretim ve anlamın çoğul inşasıyla evrensel bir entelektüel mirasa dönüşmüştür.

İslam ilim geleneğinin çok dilli karakteri —özellikle Arapça, Farsça ve Türkçede gerçekleştirilen üretimler— yalnızca metin çoğaltımına değil, aynı zamanda anlamın çoğulluğunu ve yorum imkânını kurumsallaştıran bir zemine işaret eder. Bu yönüyle gelenek, coğrafi ve kültürel sınırları aşarak evrensel bir hakikat tasavvurunun düşünsel taşıyıcısı hâline gelmiştir.

Günümüzde İslami ilimler, büyük ölçüde üniversitelerin İlahiyat ve İslami İlimler fakültelerinde kurumsal bir yapı altında öğretilmektedir. Her ne kadar bu fakülteler tarihsel olarak medrese geleneğinin doğrudan devamı olarak değerlendirilmese de, taşıdıkları zihinsel miras, içselleştirdikleri epistemolojik derinlik ve temsil ettikleri anlam dünyası itibarıyla kadim geleneğin çağdaş izdüşümleri olarak okunabilir. Bu bağlamda, yalnızca geçmişin metinlerini çözümlemeye yönelik statik bir yaklaşımdan ziyade, o metinlerin ruhunu çağdaş bağlamda yeniden inşa etmeyi hedefleyen dinamik bir bilgi anlayışı olarak ön plana çıkmaktadır.

Zira İslam düşüncesinde ilim, durağan veya nötr bir bilgi yığını değil, insanın varoluşunu derinleştiren ve onu hakikate taşıyan çok boyutlu bir yolculuktur. Bilmek, yalnızca zihinsel bir edinim değil, insanın iç dünyasına yönelmesini, ahlaki sorumluluk geliştirmesini ve anlamla bütünleşmesini içeren kapsamlı bir süreçtir. Bu yönüyle ilim, yalnızca bilgi üretimi değil, aynı zamanda bir hâl, bir tavır ve bir istikamet teklifidir. Amelle tahkim edilen bilgi kemale erişir; kalpte içselleştirildiğinde ise hikmete dönüşür. Bu bağlamda ilim insanı, sadece “bilen” değil, aynı zamanda “bildiğiyle yaşayan” ve bilgisiyle varoluşunu inşa eden bir şahsiyet olarak temayüz eder.

Fakültemiz, işte bu düşünsel ve ilmi mirasla uyum içinde, bilgiyi hikmetle mezcetmiş ve evrensel sorumluluk bilincini içselleştirmiş bireyler yetiştirmeyi, ulusal ve uluslararası düzeydeki lisans programları ile ve bu programlarla bütünlük arz eden öğretim müfredatı aracılığıyla gerçekleştirmeyi temel bir ilke olarak benimsemektedir.

                                                                                  Prof. Dr. Alican DAĞDEVİREN

                                                                                      İlahiyat Fakültesi Dekanı